SCENAR: Ne Anlama Gelir?

SCENAR, kendinden kontrollü energo-nöro adaptif regulasyon (düzenleyici) anlamındaki Self Controlled Energo-Neuro Adaptive Regulation kelimelerinin baş harflerinden oluşur. Öncelikle bu, kişinin bedenini etkilemenin bir yoludur. Aynı zamanda, SCENAR cihazları ailesine verilen isimdir. SCENAR’ın işlevselliginin temelinde basit elektro-empedanslı hızlı biyolojik tepkiler yatar.      

Bu işlevsellik, organizma ile sürekli devam eden bir ‘diyaloga’ bağlı olarak yürütülür. Patolojik (sağlıkı olmayan) bedensel sistemler üzerinde, otomatik ve manuel olmak üzere iki farklı rejim(uygulama) olanağı sağlar. Bu patolojik sistemlerin, işlevsel patolojik sistemlere(FPS) dönüşümünü hedefler ve böylece kendi döngüsel gelişimlerinin tamamlanmasını ve ilişkili hasar oluşumlarının sona ermesini sağlar. Işte bu sürece SCENAR Terapisi adı verilir. SCENAR’ın özellikle üzerinde durduğu esas yapı, her prosedürü ‘kişiselleştirme’ çabasıdır (Her hasta, bireysel yöntemi ile kendine özgü etki modelleri alır). 

SCENAR Terapisinin hedefi, organizma işlevlerinin ve sistemlerinin tüm yapısal esaslarına denk, sağlıklı bir reaksiyon yaratmaktır. Bu reaksiyon, kendi anormalliklerine ve fonksiyonel bozukluklarına yönelik, organizmanın kendi reaksiyonu olmalıdır. Iyileşme tedavinin bir sonucu olarak görülmemelidir.  Bu daha çok, organizma yeni işlevsel sistemler oluştururken, hasarların tedavisi sonucunu doğuran, aktif bir süreçtir. Scenar Terapisi, daha çok, ‘organizma-cihaz’ ilişkisini kuran tıbbı bir teknolojidir. Bu ilişki, sistemi oluşturan adaptif süreçlere destek olan özel reaksiyonları ön plana çıkarmayı hedefler. Bu adaptif süreçler, özellikle, sıradışı tepkilerin ve hastalıkların çeşitli hallerini yaşayan organizmada, FPS in yeniden yapılandırılmasını ve çalışmasını içermektedir. Terapi, kendine has bir kimlik kazanır ve patolojik (hastalıklı) genlere odaklıdır. Temel hedef, organizmanın olağandışı süreci bırakması ve hasar görmüş ya da kaybolmuş işlevlerinin düzeltilmesi ile sonuçlanan tam iyileşmedir. Fonksiyonel farklılıklar ve sıradışı süreç, kendi normal gelişim döngüsünü tamamlar ve ‘olgunlaşma’ safhasına ulaşır.

Adaptif reaksiyonlar, patolojik sürecin dinamiklerini maksimumda hıızlandırır ve düzeltirler, böylece genellikle de anatomo-morfolojik (anatomik yapı) alt katmanın iyileşmesi ile sonuçlanan dogal döngünün tamamlanmasını sağlarlar. Bazen SCENAR terapisi ile, ilişkili anatomo-morfolojik alt katmanın yoklugunda dahi, işlevin oluşumunu sağlayabilirsiniz. Denebilir ki, SCENAR terapisi ile işlevin tedavisi, anatomo-morfolojik dinamiklerin ve klinik laboratuvar kayıtlarının çok ötesine geçmektedir. Organizma öncelikle, kendisi için anatomo-morfolojik yapıdan daha önemli olan işlevi telafi eder ve bu işlevin elde edilmesiyle de sağlıklı adaptif sonuçlar alınmasını saglar.

Tedavinin verimliliginin başlica göstergesi, klinik anlamda beliren bir grup semptom (belirti) yerine, işlevlerin normal seyretmesidir.

SCENAR’in etkisi diger farklı düzenleyicilerin bir araya getirilmesiyle arttırılabilir, örnegin yenileyici battaniye OML (çok katmanlı iyileştirici battaniye) ile birlikte kullanılabilir. Bunun yanı sıra SCENAR’ın homeopati ile bileşimi de çok faydalıdır. Homeostazi destekleme ve iyileştirme süreçlerinde güvenilir ve tatmin edici olan homeopati, SCENAR’ın yürüttügü enerjik denetim açısından, muhteşem destek sağlar. Hafif masaj, refleks terapisi (özellikle SU-JOK ve ECIWO), IWF, IWT, küçük dozlarda bioreso-dogal ilaçlar, vs, SCENAR Terapisi ile başarılı bir şekilde birleştirilebilir ve SCENAR terapisine herhangi bir zarar vermeden eş zamanlı olarak yürütülebilir.

Yüksek tesirli ilaçlar (özellikle hormonlar, antibiyotikler) ve şiddetli, sert masajlar organizmayı etkilediginden, tedavi süreci ile eş zamanlı kullanıldıgında SCENAR Terapisi verimli olamaz. Ancak, hasta bu yüksek tesirli ilaçlara bagımlıysa ya da yaşam kurtarma gerekçesiyle terapi öneriliyorsa, o zaman SCENAR ile birlikte bu ilaçların kullanımı mümkün olabilir.

SCENAR Terapisinin Modern Tıptaki Yeri

SCENAR Terapisi, Klasik Batı tıbbı ile Geleneksel Dogu tıbbı arasında bir ‘ara’ bağlantıdır. Organizma üzerindeki dış etkiler açısından bakıldığında, SCENAR bölgesel elektroterapi, batı tıbbı-fizyoterapisinin bir parçasıdır.

Esaslar ve metodoloji açısından ise Geleneksel Tıp ile aynı kulvardadır, özellikle akupunktur ile değişik uygulamalar açısından benzeşir. Ikisinde de temel esas, organizmanın kendini iyileştirmeye başlamasını sağlamaktır. Ancak akupunkturun farklı sistemleri – klasik, elektrolazer ve magnet -  daha çok nokta çalışması yaparlar, Biyolojik Aktif Noktalar (BAN) üzerinde etkilidirler. SKENAR - bölgesel elektro-terapi ise deri ve mükoz dokular üzerinde etkilidir.

SKENAR Terapisinin Teknolojik Açıdan Metodolojik Farklılıkları

SCENAR Terapisinde doktor(uygulayıcı) ve hastanın(alıcının) aralarındaki ilişki ve işbirliği tekniği, doktorun hastalığı yenme savaşında, hastayı ‘pasif yardımcı’ olarak gören Batı tıbbındakı tekniklerden farklıdır. SCENAR Terapisi, hastanın aktif yardımı olmadan yapılamaz, çünkü organizma kendi kendisini ‘tedavi’ edecektir.

SCENAR cihazı ve SCENAR uygulayıcısı da bu sürecin birer yönlendiricisi - katılımcısıdırlar. SCENAR cihazına, doktoruna ve Terapi metoduna yönelik inanç duygusunun oluşturulması önemlidir. En başından itibaren hastaya kendi pozisyonunuz ve amacınızı belirten açıklamalarda bulunmanız gereklidir. Hasta, ‘korkuyu’ bırakmalı, doktora inanmalı ve kendisi ile ‘çalışmaya’ (savaşmaya değil) başlamalıdır. Eşdüzey bir katılımcı olarak hasta, genel durumundaki ve bedenindeki tüm değişikliklere dikkat etmeli, işlevsel değişiklikleri ve şikayetlerinin dinamiklerini gözlemlemelidir. Bütün bunlar kendini-yapılandırma sürecini ve daha ileri tedavi taktiklerini belirler.

SCENAR uygulayıcısı (doktoru) tek bir patoloji ile değil, tüm organizma ile genel olarak ilgilenir. Yüzyıllar boyunca tıp, “hastalığı değil hastayı tedavi etmek” üzerinde durmuştur ve SCENAR uygulayıcısı da bunun için mucadele verir. Tam tanı ve hastanın geçmişi, terapi taktiğini belirleme konusunda okul eğitimindekinin aksine, belirleyici değildir. Esas dikkat edilmesi gereken nokta, patolojik sürecin dinamikleri ile ilgili aktif şikayetlerde yaşanan değişiklikler ve şu andaki en güçlü etkilerin ne zaman ve nerede yaşandığıdır.

‘SCENAR-doktoru – SCENAR-hastası’ grubundaki SCENAR doktorunun birincil hedefi, etkinin şeklini, yerini ve zamanını saptamaktır. SCENAR Terapisinde hastanın organizmasının etkiye göstereceği reaksiyonu tahmin etmek zordur. Bu, çeşitli faktörlere bağlıdır: bedenin kendini düzenleme mekanizmalarının çalışmasında koordinasyonsuzluğun derecesi, bilgi yollarının bloke olması, organizmada yerleşmiş başka rüya gören (uyumakta olan) patolojik süreçlerin varlığı gibi. Patolojik süreç, kendi döngüsel gelişim safhalarını tamamlayarak ilerlemelidir, ‘kendi döngüsünü (gelişimini) tamamlama’lıdır. Ancak terapiye çok şiddetli ya da kronik bir safhada başlandıysa – akut durumların ve şikayetlerin güçlenmesinin önüne geçmek neredeyse imkansızdır. Işte bu noktada, bu safhayı en acısız ve çabuk atlatabilmek için hastanın aktif anlayışına ve yardımına ihtiyaç vardır. Hastanın dikkati, şikâyetlerin güçlenmesi (ya da yenilerinin oluşması) ile fonksiyonun dinamikleri (değişiklikleri) arasındaki bağlantıya çekilmeli, bunun bizim için birincil hedef olduğu belirtilmelidir. Hastanın odağı, şu anki organizma reaksiyonlarında yasanan değişikliklere ve belirtilere getirilmelidir. şikâyetler, organizmanın bizimle ‘iletişim’ kurma şeklidir, bedenin hangi bölgede nasıl bir yardım beklediğini gösterirler ve bu anlamda bizim için değerlidirler. Bu ‘iletişim’ sürecinde, şikayetler dinamik bir şekilde değişir ve tedavinin sonunda yok olurlar.

Hastanın bu sürecin sonunda karşılaşabileceği bir başka durum da, bedenin kendini düzenleme mekanizmaları iş başındayken, rüyada olan diğer patolojik süreçlerin de uyanıp kendilerini olumlu yönde ayarlamaya başlamalarıdır. Bazen, hedefe yönelik biraz fazla SKENAR-çabası (hatta olmasa bile!), hastanın yıllardır sıkıntısını çektiği başka rahatsızlıklardan da kurtulmasını sağlayabilir (bir hastalık için tedavi alırken diğer hastalık da çözümlenir).

Hipocrat’ın sözlerini tekrar edelim: ‘Hastalık tek bir organa değil tüm organizmaya aittir, ve her hastalık tüm organizmayı yansıtır’. Her organizma farklı olduğundan, SCENAR terapisinde, belli patolojik süreçlerin tedavi biçimleri aynı değildir ve olamaz. Ve son olarak, tedaviyi gerçekleştiren sadece SCENAR değil aynı zamanda hastanın organizmasıdır. Ancak üçüncü bir katılımcı daha vardır – SCENAR’ı ellerinde tutan kişi… SCENAR, doktorun kişiliğinin bir uzantısıdır.

Her SCENAR prosedürü bir kreasyondur ve tabi ki yaratıcısının kişiliğini yansıtmaktadır. Her SCENAR-doktorunun, cihazla kendi özgün çalışma şekli vardır. Bu şekil onun kişiliğinin alışılmadık yönlerini ve hasta organizmasıyla olan, kendine özgü etkileşim ‘modelini’ yansıtır. Tüm grubun başarısı için, her katılımcının kişilik özellikleri, birbirleri arasındaki iletişim ve etkileşim kadar önem taşır.

Temel olarak özetlersek: SCENAR takımı – doktor-bir cihaz-ve organizma – etkileşim içinde olan bir üçlüdür! Terapinin etkisiyle, beklenen süre sonucunda aktif şikâyetler ve ciltteki tepkiler ile nasıl bir yardımı hangi bölgede gerektiği ortaya çıkar. Böylece adaptif reaksiyonun tamamlanması ile problemli işlemin, en hızlı ve en verimli şekilde onarılması gerçekleşir. SCENAR doktoru, döngüsel gelişme programı tarafından belirlenen bu olağandışı sürecin tüm safhalarında bulunur.

SCENAR bu yolda sadık bir rehber ve asistan olarak hizmet eder. Güç dengesini geliştirerek, organizmanın problemli işlevi telafi etmesine yardımcı olur. Bu yönde organizmanın yapabilecekleri sınırsızdır.